Lig uzun bir maratondur ve her derbi Galatasaray ezeli rakibine üç atamaz. Zorlu Trabzon deplasmanından üç golle elini kolunu sallayarak çıkamaz. Selçuk-Melo her maç oyuna hükmedemeyebilir ve Semih Kaya bazen ''Galatasaray'ın Pigue'si'' gibi oynamayabilir. Elmender'in her maç en çok koşan oyuncu olmaması da olası bir durumdur. Kısaca bazı oyuncuların formsuz, zeminin kötü, hakemin berbat olduğu maçlar da olacaktır ve her maçı oyuna hükmederek kazanamazsınız. Bu gibi durumlarda galibiyet almak için takımın 'galibiyet alışkanlığı'nın olması önemli rol oynar. Kimisi, 'İyi takım kötü oynadığı maçları da kazanmak zorundadır.' der bunla ilgili. Adı her ne olursa olsun Galatasaray her geçen hafta bu alışkanlığı daha fazla ediniyor. Nitekim Orduspor maçı galibiyeti de bunun eseri olmuştur.
İlk yirmi dakikası geride kalan maçta, çılız bir gol pozüsyonu dahi bulamıyorken ve gelen ilk pozüsyonda bunu gol yapabiliyorsan takım hayli yol katetmiştir. Yeri geldiğinde kontradan skor üretebiliyorsa takım gol opsiyonlarını arttırmış demektir. Vasat bir oyun ve iki gollü net bir galibiyet Galatasaray'ın artık bazı şeyleri aştığını gösteriyor.
Son olarak ilk yarının bitmesine bir maç kala, Manısaspor maçını da alarak lider bitirmek temennimiz. Umarım tribünleri dolu dolu görürüz, çünkü bu takım bunu çoktan haketti.
Snippet
17 Aralık 2011 Cumartesi
12 Aralık 2011 Pazartesi
Fırtına'dan Aslan Çıktı
Beşiktaş deplasmanından alınan bir puan, geçen hafta Fenerbahçe derbizindeki ezici oyunla gelen galibiyet ve Trabzonspor galibiyeti ile toplanan yedi puan özgüven açısından çok çok önemliydi. Derbi 11'inin bozulmaması ve üç golle gelen net galibiyet, geçen haftaki galibiyetin ve iyi oyunun tesadüf olmadığını kanıtlar nitelikteydi. Öncelikle defansif açıdan kendini toparlayan takımımız, çift forvete dönülmesiyle ofansif anlamda da ne kadar etkili olabileceğini gösterdi. Olmadık protestolara maruz kalan Selçuk'un harika golü de geceye renk katan ayrı bir güzellikti.
Bizim açımızdan bir diğer güzel gelişme ise Terim'in genç oyuncularda ısrarcı olması. Son yıllarda Zan-Servet ikilisininden çeken taraftarın Semih Kaya'ya sımsıkı sarılması ve onun da bunun karşılığını vermesi çok güzel. Aynı şekilde Emre'nin son iki maçtaki performansı da zaten Allah vergisi yeteneğinin yanında, kondüsyon ve topsuz alanını geliştirdiğini gösteriyor. Öyle ki dilimizden düşmeyen kanat transferi muhabbetlerini son iki maçtır pek duymuyoruz.
Sırada cuma günü Orduspor deplasmanı ve sonrasında evimizde Manisa maçı var. Kalan maçlardan 6 puan çıkarıp ilk devreyi lider tamamlamak çok uzak değil. Allah nazardan korusun, aynen devam!
Bizim açımızdan bir diğer güzel gelişme ise Terim'in genç oyuncularda ısrarcı olması. Son yıllarda Zan-Servet ikilisininden çeken taraftarın Semih Kaya'ya sımsıkı sarılması ve onun da bunun karşılığını vermesi çok güzel. Aynı şekilde Emre'nin son iki maçtaki performansı da zaten Allah vergisi yeteneğinin yanında, kondüsyon ve topsuz alanını geliştirdiğini gösteriyor. Öyle ki dilimizden düşmeyen kanat transferi muhabbetlerini son iki maçtır pek duymuyoruz.
Sırada cuma günü Orduspor deplasmanı ve sonrasında evimizde Manisa maçı var. Kalan maçlardan 6 puan çıkarıp ilk devreyi lider tamamlamak çok uzak değil. Allah nazardan korusun, aynen devam!
6 Aralık 2011 Salı
Yarın Derbi Var !
Daha bir hafta önceden derbi havasına girilir, fenerli arkadaşlara anlamlı mesajlar çekilir, stada gidemeyenler maçı izleyecekleri mekanı ayarlarlar. Senaryolar çizilir, kafadan 11'ler kurulur ateşli maç muhabbetleri yapılır. Geçmiş maçlardan örnekler verilir, sakin olan takımın kazanacağı söylenir falan filan. Maç günü sabahı itibariyle taraftarlar çok özel bir güne uyanırlar. Saatler dakikaları, dakikalar saniyeleri kovalar. İlk düdük yaklaştıkça kalp atışları da hızlanmaya başlar. İşte bir haftadır taraftarların kendini hazırladığı, ölçüp biçtiği, iddaaya girdiği Galatasaray-Fenerbahçe derbisinin başlama vuruşuyla hayat da durur.
Daha son derbiye kadar da durum aynen böyle idi. Hakemler, pozüsyonlar, taraftar, küfürler, kavgalar... Haftalarca gündemde kalır, tartışılırdı. Bazı yönleri hoşumuza gitmese de bu sayılanların hepsi futbolun içinde olan şeylerdi. Ancak 3 Temmuz'da ülke futbolunu saran şike ateşinden sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Tabi ki derbiler de... Fenerbehçe'nin işlediği idda edilen şike suçları sebebiyle çıkacağımız derbi şikenin gölgesinde kalacaktır. Elbette 'Parçalı-Çubuklu' derbisi izlenecek ama bu kadar soru işareti altında eski derbilerin tadını vermeyeceğine şüphe yok.
Daha son derbiye kadar da durum aynen böyle idi. Hakemler, pozüsyonlar, taraftar, küfürler, kavgalar... Haftalarca gündemde kalır, tartışılırdı. Bazı yönleri hoşumuza gitmese de bu sayılanların hepsi futbolun içinde olan şeylerdi. Ancak 3 Temmuz'da ülke futbolunu saran şike ateşinden sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Tabi ki derbiler de... Fenerbehçe'nin işlediği idda edilen şike suçları sebebiyle çıkacağımız derbi şikenin gölgesinde kalacaktır. Elbette 'Parçalı-Çubuklu' derbisi izlenecek ama bu kadar soru işareti altında eski derbilerin tadını vermeyeceğine şüphe yok.
8 Kasım 2011 Salı
31 Ekim 2011 Pazartesi
Kayserispor 0 - 2 Galatasaray / Teşekkürler Aslanlar
Teşekkürler;
40 derece ateşte iğne ile oynayan Elmander,
Çapraz bağlarının koptuğunu öğrenmesine rağmen ikinci yarı da oynamak isteyen Yekta,
Aylardır resmi maç yapmayıp görev verildiğinde aslanlar gibi oynayan Ayhan,
Sahada basmadık yer bırakmayan Selçuk,
Genç Semih....
Kısaca teşekkürler Aslanlar.
ASLANLAR
Galatasaray hakem tarafından son yıllarda görülmemiş şekilde haksızlığı uğramış,tribünde ve oyuncularda tansiyon yükselmiş tam bir sinir harbi şeklinde geçen bir maçın sonucu. Bu maçın tek kazananı var. Gaziantepspor değil, Galatasaray futbolcusu... 10 kişi 9 kişi demeden ortaya konan bu mücadeleyi ancak ruhu aslan olanlar verebilir. Taraftarın takımı sahiplenmesi bir takımın futbolcularının performansını yarı yarıya artırır. Eğer bu yıl şampiyonluk gelecekse sebebi bu videodadır. Umarım sonunda şampiyonluk gelmese de bu mücadele ve bütünleşme hep baki kalır.
17 Ekim 2011 Pazartesi
Hatıralar Sardı Dört Bir Yanımı
Yukarıdaki fotoğraf çok şeyleri açıklıyor zaten. Benim gibi Galatasaray'ı 95-96 yıllarından itibaren izleyenler çok iyi bilir. O yılların getirdiği şampiyonluklar,sayısız kupalar ve en önemlisi UEFA Kupası... Hepsinin temelinde yatan şey arkadaşlık,samimiyet,inanç ve azimdi. Fatih Terim'in maç sonrası söylediği gibi, oyunu 11 değil 25 kişi oynamaktı. Bir arkadaşı hata yaptığında hatasını kapamak ve ona hırs yüklemekti. Maç esnasında geride olsa bile, maçın her dakikasını final havasında, sanki hayatının son maçı gibi oynayabilmekti. Takım gol attığında, oluşturulan sevinç yumağının arasında, gol atan oyuncuyu seçememekti. Ve hepsinden de önemlisi, oyuncusuyla, teknik heyetiyle ve taraftarıyla bir bütünün parçaları olabilmekti. Baros'un attığı galibiyet golünden sonra teknik heyetin yaşadığı sevinç, gün geçtikçe daha da sevmeye başladığımız Melo'nun golü o atmışcasına kulübeye koşup Fatih Terim ile kucaklaşmasıdır işte bir takımı başarıya götüren en temel faktör. Aslolan performans değil, aslolan mücadeledir. Nasıl ki Avrupa'ya kök söktürdüğümüz zamanlarda bu takım tek yürek olarak kan pompaladıysa taraftarına, dün akşam da benzer hayati vücut fonksiyonlarını gösterdi bozuk zeminli TT Arena'da. Arena, Sami Yen kokuyordu buram buram adeta. Dört yıldır unuttuğumuz duyguları hissettirdi Fatih'in Fedaileri tüm taraftarına. Uzun zamandır Baros'un golüne sevindiğim kadar hangi gole sevindiğimi hatırlayamıyorum.
Gelelim maç analizine... Aslında böyle bir girişten sonra maç analizi teferruattır. Ama kısaca bahsetmek gerekirse, ayağa dayalı pas oyunumuz her maç daha iyiye gidiyor. Üstelik Bursaspor gibi iyi takım savunması yapan bir ekibe karşı, gayet yüzdeli oynadık. Ancak ceza sahası çevresinde sıkıntılarımız devam ediyor. Net pozisyon bulmakta zorlanıyoruz. Tabii ki Bursaspor'un iyi kapanması da bunda etkili oldu. Üstüne üstlük bir de sahada olmasa da farkında olmayacağım Riera'nın kötü performansı ve Kazım'ın sakatlığı eklenince bütün yük Engin'in üzerine bindi. O da elinden geleni yaptı ve harika bir asistle Johan'a golünü attırdı. İkinci yarıda Engin de sakatlanınca F.Terim ister istemez oyun planını değiştirdi. Geriye yaslandı. O dakikaya kadar kalemize dahi gelemeyen Bursaspor o andan itibaren yüklendi. Net pozisyon bulamasalar da etkili kullandıkları duran toplardan birinde Türk futbolunun yeni yıldızlarından Serdar Aziz'le golü buldu. İşte asıl bundan sonrası önemli olandı. Golü yedikten sonra takımın dağılmaması, sakin kalmayı başarması ve Milan Baros gibi bir golcünün kulübeden gelip galibiyeti getiren golü atması, gol sonrası Hasan Şaş,Ümit Davala ve Fatih Hoca'nın jeneriklik sevinçleri, dahası takıma yeni katılan Ujfalusi ve Melo gibi yabancı ! oyuncuların takıma liderlik etmesi... Her yönüyle iyi yoldayız, doğru yoldayız. Ama unutmamalıyız ki, daha yolun başındayız.
Not: Maçla ilgili Muhammet Gülhan'ın yazısını okumanızı tavsiye ederim.
Not: Maçla ilgili Muhammet Gülhan'ın yazısını okumanızı tavsiye ederim.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






